cahit_yıldırım

1. Nesil Yazar
  • 1194
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 Ay önce

kendi tanrını yaratmak

bu gün hayatımdaki sayılı kötü günlerden biri oldu. o kadar çaresizdim ki eski zamanlardaki gibi allah'a sığınmayı düşündüm ama çok hızlı bir şekilde kararım değişti. (bana göre) olmayan bir şeye sığınmak çok saçma değil miydi? işin kötüsü sığınacak bir şey bulamayınca daha fazla nefes aldım, (sinirim geçsin diye), daha çok ağlamaya çalıştım ama bu bana daha fazla zarar veriyordu. vücudum stresten uyuştu. yüzüm, burnum, parmak uçlarım aynı şekilde (çok kötü sinirlenenler ne demek istediğimi anlamıştır). neyse ki şimdi toparladım biraz daha iyiyim ama o ânı sürekli düşünüyorum. keşke araştırıp dinden çıkmasaydım da zor zamanımda allah'a sığınmaya devam etseydim. (yine bana göre) cehaletin mutluluğunu sonuna kadar kullansaydım ve bunun farkında bile olmasaydım. beynim ve mantığım için değil tamamen vücut sağlığım için. sonuçta insan aciz bir hayvandır. neyse, sonra bunun üzerinde çok daha fazla düşündüm ve aklıma bu fikir geldi.
neden kendi tanrımı yaratmayayım? sonuçta bu bir inanç meselesi ve beyine sürekli dayatıldığında (yanlış ve saçma bile olsa) kabul ediyor.

sonra daha çok düşündüm. özellikleri ne olsun? etki gücü falan... en sonunda kendimin kusursuz bir kopyasına karar kıldım. sadece benim beynimde yaşayan nurdan (beyazlı bir şey işte casper gibi) bir kopyam... beni sadece izleyen bir kopyam. kulağa hoş geliyor sonuçta kendi alanım kendi kurallarım. tabi özelliklerini iyi belirlemem lazım ki çelişki dolu bir şey olmasın. bir de belli aralıklarla tekrar etmem gerek. iyice özümsemem için. kulağa hoş gelen bir fikir. araştırırsam bununla ilgili sonu "izm" ile biten bir şeyler bulurum ha zar. mutluluk getirecekse neden olmasın?

Vikiler (1194)

Favori Vikileri (125)

  • mastürbasyon yapmak zararlı mıdır

    çökün beyler aklınızdaki soruları açıklıyorum.
    hepinize zararlarını ve faydalarını anlatacağım
    zararlıdır çünkü; gerçek ilişkiyi simüle etmezse yani gerçek ilişkiden daha sert, daha hızlı, daha yavaş vs. gibi farklı yapılırsa erken boşalma, sertleşme problemleri, boşalamama gibi sorunlara sebep oluyor.
    kadınlarda ise genelde tatmin olamamaya neden olur ( gerçekte olmayacak hızlarda veya boyutlarda ki cisimlerle yapılırsa).
    detay veriyorum inşallah ban yemem. şikayet etmezseniz sevinirim bilgi verip gidecem vurmayın lütfen.
    neyse konumuza gelelim. bunlar fizyolojik zararlarıydı
    psikolojik zararları: mastürbasyon yapmak kolay ulaşılabilir, isteğe göre ayarlanabilir ve hayal dünyasında istediğin kişiye uyarlanabilir olduğu için dışarıda karşı cins ile vakit kaybedip enerji harcamıyorsun buda seni asosyalliğe itiyor uzun vadede ise karşı cins ile duygusal ilişkiler olmadığı için değersizlik hisside oluşturabiliyor. (hepimiz biliyoruz ki karşı cinsten biriyle tanışmak yada sohbeti ilerletmek için kafelere vs. gitmek bize hedef kişi dışında 2-3 insanla tanışmamıza sebep olabiliyor.)
    şimdi gelelim faydalarına
    faydaları; en önemli faydası cinsellik ihtiyacını gidermen için bir nimettir. doğru tekniklerle yukarıda saydığım zararlardan hiçbiri olmaz, üstelik az zaman ve az enerji ile bu ihtiyacınızı gidermiş olursunuz. diğer işlerinize daha çok zaman kalır.
    sosyal ortamlarda hormonların etkisiyle davranmanın önüne geçer ve daha çok beyninle hareket edersin (zaten beynimizle hareket etmiyor muyuz.)
    bir diğer faydası partnerinizden uzak kaldığınız dönemlerde faydası olur. ama bunlar dışında pek faydası aklıma gelmiyor kısacası cinsel ilişkinin simüle edilmesidir. doğru tekniklerle yapılırsa faydalı, yanlış tekniklerle yapılırsa zararlıdır.
    soracağınız birşey olursa yazın bana seve seve cevaplarım.

    ek-1: genelde erkeklere yönelik bilgi verdim, -bayan/kadın/dişi/kız/feminen görünümlü kişi- arkadaşlarımızı da o konuda daha bilgi sahibi bir başkası aydınlatırsa mutlu olurum.

    ek-2: tecavüz edeceklerine mastürbasyon yapsınlar sözüne katılmıyorum. tecavüzcülere sorsak hepsi zaten mastürbasyon yapıyordur. tecavüz konusunun daha farklı bir patoloji olduğunu düşünüyorum. bu konuda hiç araştırmaya denk gelmedim. bilgi edinirsem buraya eklerim.

  • 2 haziran 2021 dolar kuru

    2 haziran 2022 dolor kurunu daha çok merak ediyorum. acaba kaç x yapacak.

  • kadınların erkeklerden daha başarılı olması

    bakın size ne anlatacağım. umarım kadınların neden akademik anlamda erkeklerden başarılı olduğunu anlamanıza yardımcı olur.
    küçükken çok yaramaz, meraklı ele avuca sığmaz bir çocuktum. babam çok asabi bir adamdır, annem ise klasik anadolu annesi. ilkokulda sınıfımda okulun birincisi olan bir kız vardı. ailesi ona okuma yazmayı 5 yaşındayken öğretmişti, çok ilgili bir aileydi. kızın her şeyi ailesi tarafından eğitime katkı sağlaması için dizayn ediliyordu, oyuncakları vesaire. bense o yaşlarda tornavidayı alıp musluk başlarını söker, bahçede kertenkele yakalayıp dondurma kutusuna koyar, karıncaları legolara doldurup beslemeye çalışırdım. annem peşimde "aman başımıza bela açmasın" kaygısıyla koşardı.
    okulda "eli işte gözü oynaşta" diye tabir edilen bir çocuktum. en sevdiğim olaylardan biri o kızı ağlatmaktı *. öğretmen bazen çok zor sorular sorardı, sınıfta o kız da dahil hiç kimse yapamazdı. o zaman ben çıkar yapardım ve arkaya dönüp o kızın özgüveninin paramparça oluşunu seyrederdim. ağlamaya başlardı direkt sonra öğretmen onu yatıştırmaya çalışırdı. bir keresinde yine böyle bir zoru çözdüğümde öğretmenle aramızda şöyle bir diyalog geçmişti:
    - aferin benim zeki çocuğum. ama sen denklemleri nereden biliyorsun? burada denklem çözmüşsün!?
    + denklem ne?
    soruyu denklemleri bilmeden denklem kullanarak çözmüşüm :) ama ailem çocuk yetiştirmekten bihaber insanlardı. okuma-yazmayı öğrenirken bir harfi düzgün yazamadığım için defterle dayak yemekten tutun aklınıza gelebilecek türlü doğru biçimde çocuk yetiştirme hareketleri külliyatından uzak hareketler. aradan yıllar yıllar geçti, o kız tıp kazanmış, ben de işte öylesine bir insan...
    kadınların erkeklerden daha başarılı olması konusu ise tamamen coğrafyamızdaki baba karakteri ile alakalı diye düşünüyorum. erkek çocuğunu ezmeye çalışan kız çocuğunun üzerine düşen baba tipi bunun sebebi olabilir.

  • türkiye'de koalisyon sisteminin çalışmamasının sebebi

    koalisyon çok seslilikten iş yapamazken, tek parti iktidarı, "ben yaptım oldu" diyerek iş yapabiliyor. yapılan iş külliyen zararsa, hiçbir şey yapmamak, ülkeye daha büyük fayda sağlar. bazen hiçbir değişiklik yapılmaması, sistemin kendi evrimini daha sağlıklı hale getirir.

    bilim, akıl, adalet, vicdan ve liyakat esas alındığı sürece her iki durum da faydalı olabilir. tek parti iktidarı hız yönünden iyidir. koalisyon ise kontrol yönünden iyidir.

  • türkiye'de ateizm neden artıyor

    allah kimdir? nedir? biliyor musunuz? kimi insan, paralel evrende, başka boyutta, bir bilinmezde hayal ediyor. kimisi de bu hayal üzerinden yalanlamada bulunuyor, hatta kandırılmışlık hissinin nefretini bu hayalden çıkartıyor.

    ya hiç bir şey bilmiyorsanız? ya bilmediğiniz, anlamadığınız konuları ezberlerle savunuyor ya da yine ezberlerle linç ediyorsanız?

    gördünüz mü? duydunuz mu? tattınız mı? kokladınız mı? hissettiniz mi? anladınız mı? ya baktığınızı görmüyor, işittiğinizi duymuyor, tattığınızı fark etmiyor, düşündüğünüzü anlamıyorsanız?

    dinleri, felsefeleri, ideolojileri günümüze taşıyan, kendi tarihlerine getirdikleri çözümler değil, her devre hitap eden temel düşünceler içermesidir. anlatılan hepimizin hayatıdır, hepimizin cenneti, hepimizin cehennemi, hepimizin arafıdır. dünya tarihini şekillendirmiş, evrensel değerlere katkı sağlamış devasa bir mirastır bu.

    bırakın isteyen istediğine inansın size ne? isteyen istediğine inanmasın yine size ne?

    dindar dostum, bir dinsizi dine katıp kurtaracağını mı sanıyorsun? ya daha sen kurtulamamışsan?

    dinsiz dostum, bir dindarı dinden çıkarıp cehaletten kurtaracağını mı sanıyorsun? ya daha sen cehaletini yenememişsen?

    "hadi ateistler bunu açıklayın? = hadi dindarlar, bu ayeti açıklayın?" goygoyuyla zihnimizi uyuşup, zaman kaybedeceğimize, niye şu ana dönmüyoruz?

    isteyen istediğine inansın/inanmasın. asıl mesele o inancın ya da inançsızlığın, güncel olaylara etkisidir. kendimizi nasıl isimlendirdiğimizin, sayıca bir grup olarak ( dindar ya da ateist) artmamızın, azalmamızın hiç bir önemi yok. tek önemli olan davranışlarımızdır.

  • akp ve mhp oylarıyla reddedildi

    -gençlerin khk borçlarını hükümet ödesin.
    +akp ve mhp oylarıyla reddedildi.
    -fakir vatandaşlara yardım edelim.
    +akp ve mhp oylarıyla reddedildi.
    -kapanma döneminde işyerleri batanlara yardım edelim.
    +akp ve mhp oylarıyla reddedildi.
    -gençlere destekte bulunalım.
    +akp ve mhp oylarıyla reddedildi.
    -128 milyar doların nerede olduğunu araştıralım.
    +akp ve mhp oylarıyla reddedildi.

    -saraya yeni araç alalım.
    +akp ve mhp oylarıyla kabul edildi.
    -milletvekillerinin maaşı artsın.
    +akp ve mhp oylarıyla kabul edildi.
    -siyasi partilere destek paralarını arttıralım.
    +akp ve mhp oylarıyla kabul edildi.

    2023 yılında bizim oyumuzu almak için geldiklerinde, bu sefer biz onları reddedeceğiz.

  • ölüm

    geceler sessizleşiyor hayatımda. halbuki eskiden, en azından düşünceler sarardı geceleri. şimdi, şimdi her şey anlamsız. bir parça topluma mandalla tutturmuşlar sanki beni. hiçbir kavgam olmadığı gibi inandığım bir şey de kalmadı artık. zamanın elleri değişken diyorlar, bende o ellerle birlikte değişiyorum. göreceli olan şeyleri anladım, sabit olanları da anladım, peki ya bu kaos? nereden çıktı şimdi bu gürültü patırtı. tabii bu sorunların birçoğu yaşamımın ahlaksızlığına yüklenebilir. varsın yüklensin ve büyük bir günahkâr olarak çıkayım karşınıza. hem belki o büyük günahımla cehennemide doldururum. böylece korkularınızdan arınmış olursunuz. böylece ben de rahata ermiş olurum. ölmeye güzelleme dizmeye gerek yok farkındayım da şu çıkışı olmayan anda, yaşamın bana anlatmak istediği neydi acaba? belki o da istiyordur ölmemi. ya da sadece içimde bir yerlerde ben istiyorum.
    istemek, ne büyük şey bizler için değil mi? bir şeyler istemek için ne kadar çok çalışmak gerekiyormuş meğer. nereden biliyorsunuz diye sormayın benimkiler yeterli değilmiş oradan anladım. halbuki en azından sessiz bir evde, sadece kitaplarımla olmak isterdim. bu kaos bunu bile çok gördü bana. varsın görsün.

  • kafirler için yaşasın cehennem

    kendini avutmanın aciz bir şekli. kendinde olmayan her şeye sahip olanları hiçbir alanda geçemedikleri için en azından ben cennete onlar cehenneme gidecek diyor. neden diye soruyorsun cevap ''onlar kafir, onlar zalim vb.'' aslında cevap o benden değil yani kötü, cehennemlik. aynı kafa zenginleri kötü gören kafada da var. çalışıp zengin olmaya bir tarafı yemeyenler zenginlere kötü, haram yemiş, çalmış vs. derler.

    ayrıca birisinin cennete veya cehenneme gideceğine yalnızca allah karar verir. bunu bir insanın söylemesi allah gibi karar alabildiği anlamına gelir, bu da şirk koşmaktır.

  • lise edebiyat dersi notları

    -servet-i fünun (17 mart 1891 - 26 mayıs 1944)-
    istanbul'da yayımlanan haftalık fen, magazin, sanat ve edebiyat dergisidir.
    2. abdülhamid döneminin ağır sansürlü koşullarında ahmet ihsan tokgöz'ün yayımlamaya başladığı dergi, sayfalarında verdiği istanbul gravür ve resimleriyle geniş ilgi görmüştür. ilk sayılarında nabizâde nâzım'ın söyleşi türündeki yazılarının yanı sıra seyyie-i tesamuh adlı romanını tefrika etmiştir. daha sonra recaizade mahmut ekrem, ahmet rasim, mahmut sadık ve halit ziya uşaklıgil'in katılmasıyla yazı kadrosu genişlemiştir.
    1895'te sayfalarını genç yazarlara açmaya başlayan servet-i fünun, 7 şubat 1896'da çıkan 256. sayısında yazı işleri müdürlüğüne tevfik fikret'in getirilmesinden sonra, edebiyat-ı cedide (servet-i fünun) akımının yayın organı durumuna geldi. dergide bu akımın dışında kalan abdülhak hamit tarhan gibi edebiyatçılara da yer verildi. bu dönemde bazı romanlar ilk kez, fransız dergilerindeki gibi resimlenerek yayımlandı.
    servet-i fünun, tevfik fikret'in kişisel bir nedenle dergiden ayrılmasından sonra, yerine geçen hüseyin cahit yalçın'ın fransızcadan çevirdiği bir yazı nedeniyle 16 ekim 1901'de kapatıldı. haklarında dava açılan hüseyin cahit ve ahmet ihsan yargılama sonunda aklandı ancak baskılar nedeniyle edebiyat-ı cedide kimliğini yitiren dergi, uzun süre sağlık, tarım gibi konularda pratik bilgiler veren bir yayın organı kimliğine büründü. servet-i fünun 2. meşrutiyet'in ilanının (1908) hemen ardından günlük gazete olarak çıktıysa da çok geçmeden gene haftalık dergiye dönüştü. 24 şubat 1910'daki 977. sayısında yayımlanan fecr-i âti encümen-i edebisi (edebi kurulu) imzalı bildiriyle de, fecr-i âti olarak bilinen yeni bir edebiyat topluluğunun organı kimliğini kazandı. ahmet ihsan'ın yurtdışına gitmesi üzerine yayınına ara veren servet-i fünun, 20 kasım 1924'ten sonra bir magazin dergisi olarak çıkmaya başladı. latin harflerinin kabulünün ardından, aralık 1928'de adını serveti fünun-uyanış olarak değiştirdi. servetifünun-uyanış, 1940'tan sonra bir ara edebiyatta ''tasfiye''yi savunan genç edebiyatçıların yönetimine geçti kurucusu ahmet ihsan tokgöz'ün ölümünden iki yıl sonra, 2.464. sayısında kapandı.

  • rte jargonu

    doğduğum günden beri ülkenin siyasetinde olan popülizm alfasıdır.
    sıfat tamlamaları:
    yağan yağmurda(sıfat tamlaması)
    aziz milletim(niteleme sıfatı)
    bu fakir(işaret sıfatı)
    işim tamlamaları:
    bay kemal(belirtisiz işim tamlaması)
    dış mihraklar(belirtisiz işim tamlaması)
    cehape zihniyeti(belirtisiz işim tamlaması)
    göklerden gelen bir karar(zincirleme işim tamlaması)
    zarflar:
    beraber ıslandık(durum zarfı)

Görseller (1)