billjobs23

1. Nesil Yazar
  • 594
  • 1
  • 0
  • 0
  • 4 Hafta önce

Vikiler (594)

Favori Vikileri (124)

  • 21 mayıs 1864

    -21 mayıs 1864-
    selamlar herkese size bir konu hakkında bilgi vermek ve bu konudan bahsetmek isterim. bahsetmek istediğim konu çerkes ve kafkas halkları soykırımı (sürgünü) hakkında. bu konu vikipedia da güzel olarak anlatılsa da ben okuduğum birkaç kitap ile birleştirerek açıklamaya çalışacağım.
    1763 yılında rus imparatorluğu çerkesya işgalini başlattı ve rus-çerkes savaşı başladı. yaklaşık olarak 100 yıl süren savaşta büyük katliyamlar yapıldı. bu uzun savaş sonucunda çarlık rusyası müslüman kafkas hakları ve çerkesleri ( büyük çoğunluğu çerkesler olmak üzere ) katletti ve göçe zorladı .
    vikipediada verilen bilgilere göre o dönemki çerkes nüfusunun en az % 75 i bu savaştan etkilendi ( öldü veya sürüldü). " kuzey kafkasya bölgesinin yerli halkı olan çerkesler, baştan sona etnik temizlikten geçirildi[12] ve vatanlarından sürüldü. soykırımın ana hedefi, çerkeslerin (adığelerin) yok edilmesi olsa da, olaylardan bazı abhaz, abazin, çeçen, oset ve diğer müslüman kafkas[13] toplulukları da etkilenmiştir. tam olarak kaç kişinin etkilendiği bilinmese de, araştırmacılar çerkes nüfusunun en az %75'i, %90,[14][15], %94,[16] veya %95-%97'sinin[17] etkilendiğini öne sürmüştür. bu oranlar göz önüne alınarak etkilenen kişi sayısı tahmini olarak 600.000 ile 1.500.000 arasında kabul edilir. " olarak vikipediada , "1864 yılında savaş kesin olarak kaybedilince ruslar karadeniz sahıllerinde çerkes yerleşimlerini tamamen kaldırdılar. bu bölgede oturan halkların tamamı yerlerinden edildi ve osmanlı topraklarına sürüldü. 1864 yılına göre birçok tahmını rakam verilmesine karşın en çok kullanılan değerler 1.000.000 -1.500.000 kişidir. " olarak geçer "çerkes tarihi ( hayri ersoy) adlı kitapta. dostlarım burada savaşın başlangıcı ve sonundan bahsedebildim fakat içerisinde yaşanan katliyamlardan ve göç sırasında ölen bireylerden şimdiye kadar bahsedemedim.
    büyüklerimiz bize her zaman en büyük ölümler göç sırasında oldu derlerdi. bunun kanıtı olarak birçok kitapta okudum fakat size vikipediada geçen şu sözü göstermek isterim

    olaylara şait olan rus araştırmacı adolf petroviç berzhe, şunları kaydetmiştir:

    «novorossiisk limanında gördüklerimi asla unutmayacağım, on yedi bin çerkes kıyıda toplanmış. onların bu durumunu görenler hristiyan da olsa, müslüman da olsa, dinsiz de olsa dayanamaz, çökerdi. kışın soğuğunda, karda evsiz, yiyeceksiz ve doğru dürüst giyecek giysisi olmayan bu insanlar tifo, tifüs ve çiçek hastalığının pençesindeydiler. sadece görmek bile insanın kalbini acıtıyordu, zayıf bir kadın cesedi çöplüğe iki bebeğiyle beraber atılmış, birisi hayat mücadelesi içinde, diğeri annesinin göğsünde besin arıyor. böyle sahneler hiç de nadir değildi. rus tarihinin yüz karası olan bu acılı sayfa çerkes tarihi açısından büyük zararlara yol açtı. »

    aynı şekilde olaylara şait olan ıvan drozdov, şunları kaydetmiştir:

    « yolda sarsıcı bir görüntüyle karşılaştık, kadın, çocuk ve yaşlıların cesetleri, parçalara ayrılmış, yarısı köpekler tarafından yenmiş, sürülenler açlık ve hastalıkla boğuşuyor, neredeyse bacaklarını hareket ettirecek güçleri yok, yere devriliyorlar ve canlı halleriyle köpeklere yem oluyorlar. türk gemiciler en ufak hastalık belirtisi gösterenleri anında suya fırlatıyor. dalgalar, bu şanssız cesetleri anadolu kıyılarına sürüklüyor. sürgüne gönderilenlerin sadece yarısı karayı canlı görebildi. »

    1929 baharında adigey'e bilimsel çalışma üzerine giden gürcü tarihçi simon canaşia'nın karşılaştığı 91 yaşında bir ihtiyar, olayları şöyle aktarmıştır:

    « deniz kenarında atılmış insan kemikleri vardı. kargalar erkek sakallarından ve kadın saçlarından yuvalarını kurarlardı. deniz yedi yıl boyunca karpuz gibi insan kafataslarını atıyordu. benim orada gördüklerimi düşmanımın bile görmesini istemem. »
    (olaylara şahit olan 91 yaşında bir ihtiyar)

    bunların yanı sıra ingiliz sefirleri ve osmanlı valilerinin bir çok mülteci kampları için söyledikleri sözler de bulunmakta çoğu bu kamplardaki hastalıklar var ölümlerden bahsetmektedir.

    5 mayıs 1864'te, istanbul'daki ingiliz büyükelçisi henry bulwer, ingiliz hükûmetinin kendi gemilerinden bazılarını bu amaçla getirmesi gerektiğini, çünkü osmanlıların kendi başlarına yeteri kadar gemiye sahip olmadığını savundu; ve 29 mayıs'ta bir moldavya, bir alman ve bir ingiliz gemisi ve sekiz yunan gemisinin çerkeslerin taşınmasına yardım ettiği bildirildi.[63][64]

    rusya, tüm bunlara rağmen, çerkesleri sürmeye devam etti ve öbür tarafa varıp varmadıklarını çok umursamadığından, hiçbir tedbir almadı.[65] bu sebeple, hastalıklar, fırtınalar[66] ve kapasiteyi aşan cimri gemiciler[67] sebebiyle batan gemiler sonucu, sürülenlerin tahminen yarısı kadarı öldü. bazı çerkesler, yolculuğun parasını ödeyebilmek için, tüm mallarını, hatta bazen kendilerini ve aileleini köle olarak satmak zorunda kaldı.[68][69] bazı gemiler hedefe vardıklarında, içerideki tüm çerkesler ölmüştü. bu sebeple, gemiler "yüzen mezarlık" olarak anıldı.[70][71]

    osmanlı kıyılarına varmayı başaran nüfusun büyük kısmı hastalıklar sebebiyle öldü.[72] olaylara şahit olan bir ingiliz şunları kaydetti:

    « erkek, kadın ve çocuk cesetleri tam anlamıyla deniz kıyısını kaplıyordu. çoğu çıplaktı. bir çoğu oracıkta öldü. »
    olarak geçmektedir.

    burada ek bir parantez açmak isterim ki kendi bildiğim kadarı ile türkiye bu soykırımı tanımıyor. rusyanın baskısına yenik düşüyor bunuda eklemek istedim . hatam varsa bana ulaşıp düzeltebilrsiniz.
    okuduğunuz için teşekkür ederim

    kaynakçalarım
    viki
    ingilizce makale çevirmek isteyenlere

    [undefined görsel] [çerkes tarihi ]


    atlas dergisi kafkasya özel sayısı

    [undefined görsel] [1864 çerkes hikayeleri ] bu kitaba pek değinemesemde olayın içerisinden gelen hikayeleri barındırmakta.

  • silinen başlıklar

    bu başlığın da hatta vikinin de başlığa emsal niteliği taşıyıp uçup gideceğinden neredeyse emin olarak bir şeyler söylemek istiyorum. umarım son bir defa da olsa şaşırtılır, en azından daha stabil, iyi duygularla ayrılırım sözlükten. meseleye gelecek olursam aylar aylar önce bir başlık açıyorum. tabii formata tamamen hakim olmadığımdan soru kalıbı içeriyor: "senviki'de aktif halden pasif hale mi evrildik" ilk defa bir şeylere taa o zamanlardan ses olmak istedim. hâlâ en eskilerden kalmış olanlar bütün samimiyetim ve iyi niyetimle açtığımı bilirler. defahatle düşündüm. sözlükte bazı kısımları toparlama adına neler yapılabilir? ya da aktifliği arttırma adına? üstelik pasiflik sorunu da baş gösterebilirdi. ayak sesleri duyuldu, duyuluyordu. bir başlık olmalıydı. karamsar da olsa, acı da ciddi manada "neden bu hale geldik?" sorusunun öz eleştirisini yapmalıydık. yapmalıydık ki sözlüğün ihtiyacını görebilelim. yapmalıydık ki bizim için açılmış bu yerin tehlikeye girmeden gelecekte alabileceği hâl adına önlem alabilelim. çünkü cidden böyle bir sorun var. o sıralar tek tük de olsa insanlar bahsediyor, tabii sesler o kadar yüksek değil ama varlar. ki o yüksek olmama sebebi daha işin başında olunması, tartışma çıkarabilme ihtimalinde olan kitlenin varlığı, sorunun daha önce dile getirilmemiş ve nasıl reaksiyon alınacağının bilinmemesi vb. başlığı açtığımdaysa beklemediğim ilgiyi gördü. bundan ziyade haklıymışım dedim. sadece 1 ay olmasına rağmen pasiflik konusundan muzdarip ne çok insan var... tabii linç etmeye hazır fanatik denebilecek insanlar da. olsun, hiç sorun değil. mesele sorunun nedenini bulup kaynağına inmek. ama asıl hayal kırıklığı linç etmeye hazır gelmiş güruh olmadı. duygu düşünce karmaşasına giden olay örgüsü, sonrasında başlıyor. ilk olarak haluk hoca'nın başlığa gelerek: "daha bir ay oldu ricam az sabır." demesi var. şunu söylemesi bile beni açtığım başlıktan utandırmıştı. bir yanıyla haklıydı, acele mi ediyordum? ama hayır, niyetimin tamamen iyi ve sözlüğe yönelik olduğunu belirtmiştim, sorun yoktu. başlığa ilgi arttıkça iyi niyetimi belli eden o ilk vikim silindi önce. sonra yılmadan bir viki daha girdim. şu şekilde başlıyordu: "buyrun üzerine konuşalım..." diyerek ne başlığın ne meselenin ne de vikinin sözlüğü zedeleyici olmadığı ve zerrece art niyet içermediğinin altını çizmiştim. o şükür ki gitmemişti o sıra. artık alnım ak, dediğim belliydi. ama tabii sonraki süreçte 3 gün uzaklaştırma aldım. nasıl olurdu, sözlüğün bizzat kurucu hocası zaten sabretmemiz gerektiğine dair tavsiye vikisi girmişti, atılan adım, verilen uyarı bu değil miydi? viki girilmeye devam edildikçe bir yanda arkasından sözlüğü karmaşa ve tartışma ortamına sevk etme sebebi gösterilerek uzaklaştırma mı alacaktım? oysa başlıkta tek bir karmaşa, tartışma dahi geçmezken ve herkes seviyesini koruyarak "evet şu şu sebepten aktif olamıyorum." diye açık yüreklilikle kendini ifade ederken. oysa bundan ziyade insanların girdiği vikilerdeki aktif olamama sebeplerine bakılmalı, bertaraf edilmesi adına somut adımlar atılmalıydı. kendini gerçekten ifade etmek, bir şeyleri görüp çözmek isteyen birinin atılması değil. hayal kırıklığı ve örselenme kısmını bir kenara bırakarak yine de sözlüğe katkıya devam ettim. halının altına süpürülünce tozların ortadan kalkmayacağı sadece gözden uzak olacağı ama bir gün mutlaka patlak vereceğini maalesef biliyordum. yine de bana bir harf öğretene gönül borcu biriktiririm. olmuşsa da olanları sırf onun hatırına bir kenara bırakıp devam ederim dedim. hatta madem pasiflik üzerine konuşma yoktu, sözlük formatını koruma adına konuşurdum. (bkz: kanaldaki olayların sözlüğe yansıması) bakınız verilen başlık ve vikisi yerinde ama aynı şeyi diğeri adına bugün itibariyle üzülerek de olsa söyleyemiyorum. bir yazar arkadaş, başlığa viki girmek istediği ama yaptığında vikisinin de başlığın da gittiğini yazdı. işin trajikomik yanı üzerine o kadar konuştuğum, hatrı sayılır derece eskiye ait hatta bu konuyu dile getiren ilk başlığın varlığını ve anlattıklarımı istesem de ispat edemeyecek olmam. hatta haklı sitemini dile getirenler o gün getirdi. gidip bakılacak olunur da isme tıklanırsa cidden son görülmeler en az 4, 5 ay yani fi tarihi olacaktır da diyemem, ispat edemem. ama işte dile getirilmiş şeyler vardı. onlarda haklılık payı vardı ki bu zamana da yansıdı. sonraki süreçte farklı kelimelerle aynı durumu dile getirir nitelikte sürüsüne bereket başlık açıldı. tabii başlarda hali hazırda başlığım olmasından açılanlar beni sıkıntıya düşürse de benim başlık zaten nedenini bilmesem de öne çıkmayı bırak, ölü sayılıyordu. "bakınız" verilse dahi sistemsel olarak bomboş bir sayfaya gidiliyordu. madem öyle başka yerde olsun, yeterki üzerinde konuşulsun, fikirler söylensin, çözülsün, istedim. yeni başlıklara da sıcak bakar, okur hale geldim. yine şükür ki başlığı açanlar gayet viki girmeye devam ediyordu. sanırım uzaklaştırma verme fikrinden de vazgeçilmişti. bu bir adımdı hatta iyi bir adımdı. ama düşünüyordum. neden bu aynı tarz başlıklara uygulanan yaptırım ayrılıkları? neden diğerlerinden ayrı tutularak bir tanesinin kısır bırakılması ve en sonunda silinmesi ve neden buraya katkı sağlamaktan başka bir şey yapmak istemeyen biri olarak bu yaptırımlara maruz kalmam? düşünüyorum, sorguluyorum, bulamıyorum. mesele sorunu ilk defa dile getirmiş olmam mıydı? bilmediğim ne yapmış olabilirdim? düşünüyorum, sorguluyorum, bulamıyorum. en sonunda (allah çokça rahmet eylesin) rasim ötekin'in fehmi baba rolünün meşhur repliğindeki gibi kısır döngüye giriyorum. ne diyeyim yazarlığıma da özgürce anlatmaya, paylaşmaya, ifade etmeye olan şevkime de allah rahmet eylesin. üzerlerine toprak attım, gidiyorum. kalanlara selam olsun, selametle kalsınlar, var olsunlar.

    edit: (son defa) imla

  • türkiye'den umudu kesmek

    artık galiba içinde bulunduğum durum. çok direndim ama dayanamıyorum.

    sebebi iktidar falan değil. sebebi insanlar. bu ülkede afedersiniz kıçıkırık üç beş ideoloji uğruna kan döküldü* lan. insanlar öldü öldü. birileri kendi doğrusunu ispatlayacak diye, birileri 'diğer'lerini ayrıştırıp ötekileştirdi diye insanlar öldü.

    millet biraz olsun akıllanır dimi? yok arkadaş. sağ sol kavgası bitti müslüman ateist kavgası başladı. insanlar hala kendi ideolojisinden olmayan insanları aptal, cahil, yobaz olmakla suçluyor. acımasızca aşağılıyoruz birbirimizi bunun gibi onlarca farklı konuda. daha şimdi türk erkeklerindeki ukrayna ve rus kızları merakı başlığında türk kızlarının karakteri egodan, vücudu basenden ibaret, yerden bitme kızlar olduğuyla ilgili bir viki okudum. gerçekten çok üzüldüm. ama bir türk kızı olarak böylesine aşağılandığım için değil. milletçe sürekli birbirimizi yererek daha da aşağıya çekişinin bir başka örneğiyle karşılaştığım için. ateistlerin sorunları başlığı mesela felaket. birileri ateistlerle ilgili ahkam kesmiş diğerleri de ateistlere ahkam kesenlere ahkam kesmiş. tanrıya inanmama fikrini bu derece büyütmek ateizmi de dinleştirmekten başka bi halta yaramaz.

    biz birbirimizi sevmiyoruz farkında mısınız? biz milletimizi sevmiyoruz. türk halkı aptal, türk milleti cahil, türk kızları çirkin, türk erkekleri tipsiz. internete istisnasız her girişimde bu tarz bi yergiyle karşılaşıyorum. bıktım.

    ama ne biliyor musunuz. artık ben de böyleyim. biri katılmadığım bir görüş mü ortaya attı? aptal işte deyip geçiyorum. hatta bazen geçmeyip o kişinin zekasıyla, kültürüyle, argümanlarıyla dalga geçiyorum içimden. acaba ben mi yanılıyorum demiyorum, salağa bak ahahaha diyorum. inanılmaz rahatlatıcı resmen mental mastürbasyon. hatta bunu yapmaya başladığımdan beri insanların neden böyle yaptığını anladım: rahatlamak ve zihinlerini boşaltmak için.

    hiçkimsenin başkalarının fikirlerini umursamadığı, aşağılamadığı ve yüceltmediği bir ütopya hayal ediyorum.

  • sözde ermeni soykırımı

    almanya bir dönem insan kemiklerinden düğme yaptı, avrupa yüzyıllarca kendi içinde savaştı. fakat soykırım diyince akla gelen türkiye oluyor.
    şu bir gerçek ki ekonominiz kötüyse dünya'da söz hakkınız yoktur ve herkes istediğini diyebilir, üstünüze gelir; ciddiye almaz sizi. biz de böyle 'hayır öyle değil!' diye diye kudururuz, hiçbir şey de değişmez. adalet olmadığı zaman orman kanunları devreye giriyor ve güçlü olan ipleri eline alıyor.
    istediğiniz kaynakları sunun, kadim dost dediğimiz; kanuni zamanından cumhuriyete kadar kapitülasyon verdiğimiz, kralı esir düştüğünde osmanlı'ya sığınan fransa soykırımı ilk kabul edenlerden. her şey çıkar meselesi.

  • sözde ermeni soykırımı

    ermeniler varlığını bu sözde soykırıma dayandırdıkları için sürekli gerçekleri söylemekten kaçıyorlar. eğer gerçekler ortaya çıkarsa varlıklarını dayandıracakları bir şey kalmayacağını iyi biliyorlar.


    talat paşa'nın eşinin ses kaydı lütfen dinleyin.
    link

    bu da murat bardakçı''nin ermeni tehciri ile ilgili programı
    link

  • sözlüğün sıkıcı olmaya başlaması

    başlık açıyorum, günlük olayları temaşa edip açtığım konular oluyor, herkesin bir şey yazabileceği. bakıyorum 1-2 kişi yazıyor. bir de dönüp konuşulan konulara bakıyorum, aynı şeylerin benzeri: hükümetin yediği b*klar ve diğer zırvalıklar. sadece ben değil, diğer insanların açtığı farklı başlıklara da ihtimam gösterilmiyor. bu üyelere olan yergimdi.

    yönetime de yergim var. sıkılıyorsan git demek basit, nerede makale yazabileceğimiz bir yer ? önceden belki insanlara güzel yazılar yazıp daha keyifli ve eğitici bir hale gelir diye umuyordum ancak "sıkıldıysan git" deniliyorsa sıkılmamak ve sıkılmayı önlemek için çabalayan insana da diyorsundur.
    nerede versus özelliği ? önceden sözümona bize de versus başlıkları açmamıza izin verilecekti. tamam, izin vermeyebilirsin çünkü sorun çıkabilir. peki yöneticiler neden açmıyor ? insanlara "kardeşim günde 2 dk girin, aktif olun" derken iyi ama etkin olmak size gelince "kardeşim adamın işi vardır" diyen kraldan çok kralcılar çıkıyor karşıma.
    anket de açılmıyor ayrıca. hatta böyle bir özellik olduğunu unutmuştum bile!
    sözlükteki hatalar ya düzeltilmiyor ya da çok geç düzeltiliyor. şu quot hatasını kaç kişi yazdı, hâlâ çözüm yok. (yazımı üç defa düzeltmek zorunda kaldım ve quot yazılarını silmekten "sıkıldım, bıktım")
    sözlükteki kuralları pek uygulamıyorsunuz. yazım hatasından tutun, hilkat garibesi gibi başlıklara kadar birçoğu düzeltilmiyor. kendim bile hata yaptım milletvekili yerine millet vekili yazdım başlığa, ne değiştirildi ne de ihtar edildim.
    sıkılıyorsan git! sözlüğü iyi hale getirmeye çalışıp sıkılıyorsan da git!

  • kendini geride görmek

    size de oluyor mu? kendinizi herkesten geride görüyorsunuz, herkes sizden daha bilgili, güzel/yakışıklı, mutluymuş gibi geliyor. içinizden ''x konusunda ben ondan daha bilgili olacağım.'' diyorsunuz ama kendinizi çok geride görmeniz bu motivasyonunuzu kırıyor ve bir döngü oluşuyor. ''şu konuda kendimi geliştireceğim.'' diyorsunuz, başlıyorsunuz, 3-5 bilgi edindikten sonra sizden çok daha bilgili birine denk geliyor ve bir anda kendinizi ondan çok geride görmeye başlıyorsunuz, sonrasında ''ben daha şu kadar şeyi pat diye unutuyorum, bu nasıl hiç takılmadan konuşuyor?'' gibi gibi şeyler diyorsunuz ve motivasyonunuz kırılıyor. uzun zamandır bu döngüden çıkabilmiş değilim, nasıl ve neden oluyor hiçbir fikrim yok. normalde herkes ''umarım yalnız değilimdir.'' der ama ben umarım yalnızımdır, en kibar haliyle iğrenç bir durum. tahminimce zihnimdeki ''en iyisi olmalıyım ki en çok dikkati ben çekeyim.'' saplantısından kaynaklanıyor ama bunun beni daha çok itmesi gerekirken geriye çekmesi çok saçma geliyor.

  • blutv 3 gün boyunca ücretsiz hizmet verecek

    yerli dijital içerik platformu blutv, koronavirüs nedeniyle kapanmaların başlaması nedeniyle önümüzdeki 3 gün boyunca ücretsiz olarak hizmet vereceğini duyurdu. 16-17-18 nisan tarihlerinde kredi kartı bilgileri vermeden blutvyi ücretsiz olarak kullanabilirsiniz.

    haber linki

  • oruç tutmak

    oruç tutmayı bilimsel açıdan incelemek için büyük bir konu açmak isterdim ama şu an yazar olmadığım için kısaca analatacam

    intermittent fasting (aralıklı oruç)
    bir çok dinde bahsedilen bi süre boyunca aç kalma olayı. aç kaldığımızda leptin denilen hormon salgılanır peki nedir bu leptinin önemli nedir bana göre önemli etkisi growth hormon(buyume hormonu) salınımını tetiklemesi mideniz doluyken growth hormon salgılanmaz (gece dolu mideyle yatmamanızı tavsiye ederim) insülin salgılanınca growth düşer insülin düşünce growth yükselir insülin ve growth arasında hep bu zıtlık vardır

    peki ya nedir bu growth hormon 191 amino asitten oluşmaktadır hipofiz bezinden salgılanır yararlarını kısaca anlatmak gerekirse

    cilt güzelliği; televizyonda gördüğünüz bir çok manken doktor kontrolünde growth hormon kullanmaktadır bir çok vucut geliştirme sporcusuna bakarsanız da ciltlerinin pürürssüz olduklarını göreceksiniz

    yağ yakımı sağlar; growth hormonun içinde bulunan hgh fragment dedigimiz dizilim tamamen yağ yakımına odaklıdır bu peptid dışardan da alınabilir sporcular arasında kullanımı yaygındır

    büyüme üzerindeki etkileri; kıkırdak ,kemik kas gelişimi , organ gelişimi üzerinde etkileri

    aklıma şu an bunlar geldi ilerde yazar olursam growth hormonun insan vucudu üzerinde ne gibi etkileri oldugunu detaylıca yazarım

  • türkiye'de ateizm neden artıyor

    @fatih açık beye cevaptır. (saygı çerçevesinde yazıyorum.)

    1-) bu konuda size hak veriyorum.
    2-) kur'an baştan sona hatalar içermiyor. eğer gerçekten incelerseniz içerisinde kusursuz olduğuna dair detaylar bulabilirsiniz. ayrıca (bismillahirrahmanirrahim) 'eğer kulumuz (muhammed)a indirdiğimiz (kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz.' ayetini hatırlatmak isterim.
    3-) islamiyet hoşgörü dinidir. hoşgörülü olmayan bazı insanlardır. bazı insanlardan yola çıkarak bir din muhatap alınamaz.
    4-) evet böyle yalan haberler çıkıyor ama bu islamiyetin yalancı bir din olduğunu değil, haberi yalan yapanların yalancı bir insan olduğunu gösterir.
    5-) efendim nuh tufanı'na bakarsanız kesin bir tarih olmamakla birlikte m.ö. 2348 ya da m.ö. 4100 gibi bir tarih karşınıza çıkar. sümerler'de m.ö. 4000 ile m.ö. 2000 yılları arasında hüküm sürmüş bir uygarlıktır. yani nuh tufanı'nın gerçekleştiğinde sonra kaynaklara işlenmiş olabileceğini görürüz.
    6-)
    a-) bir insanı din, dil, ırk fark etmeksizin tarif etmek gerekir. (arabın) diyerek saygısızlık ettiğinizin farkına varmanızı öneririm.
    b-) hangi hadisten bahsettiğinizi bilmiyorum lakin günümüzde hadis adı altında hadis olmayan birçok söz mevcut. sizin dediğiniz hadisler de bunlardan birisi olabilir. bunun için kaynağına göz atmanızı tavsiye ederim.
    c-) islamiyet kadına karşı oldukça güzel yaklaşmaktadır. bir örnek vermem gerekirse: cennet annelerin ayaklarının altındadır denir.
    7-) islamiyet açısından konuşmak gerekirse, islamiyet düşünceyi yasaklamaz. aksine inandıklarınızı sorgulayınız diye hadis de vardır.
    8-) 7. maddedeki açıklama burada da geçerlidir.
    9-)
    a-) doğru her yerde doğrudur. yani tevrat ve incil'deki doğrular kur'an'da da yazabilir.
    b-) kur'an, tevrat ve incil islami metinlerdir. hepsi (inananlar için) allah tarafından gönderilmiştir. bir metnin başka bir metindeki yazıyla benzerlik gösteriyor olması esinlenmek olarak algılanamaz.
    10-) herhangi bir konuda kaynak olmaması islamiyet açısından kötü bir durum olarak nitelendirilemez.
    11-) kur'an baştan sona savaş ve şiddet kitabı değildir. eğer gerçekten açıp incelerseniz sevgi, merhamet, şefkat, hoşgörülü olmak üzerine şeyler bulabilirsiniz. ayrıca islam dininde kardeşlik söz konusudur: 'müslüman müslümanın kardeşidir' gibi.

    ayrıca eklemek istiyorum: herkes inandığı ile arasındaki bağdan sorumludur. kimse kimsenin inandığı şeye kötü bir tutum sergileyemez. ben kimseye dininden dolayı bir şey yapmıyorum ama bu demek değildir ki sessiz kalacağım. kimse de benim inandığıma saygısızlık yapamaz. lütfen herkesten rica ediyorum: lütfen yorum yaparken ya da sorgularken saygı çerçevesinde davranınız.

Görseller (1)