aranlulal

Çaylak
  • 20
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 Ay önce

Vikiler (20)

Favori Vikileri (2)

  • türkiye'de ateizm neden artıyor

    allah kimdir? nedir? biliyor musunuz? kimi insan, paralel evrende, başka boyutta, bir bilinmezde hayal ediyor. kimisi de bu hayal üzerinden yalanlamada bulunuyor, hatta kandırılmışlık hissinin nefretini bu hayalden çıkartıyor.

    ya hiç bir şey bilmiyorsanız? ya bilmediğiniz, anlamadığınız konuları ezberlerle savunuyor ya da yine ezberlerle linç ediyorsanız?

    gördünüz mü? duydunuz mu? tattınız mı? kokladınız mı? hissettiniz mi? anladınız mı? ya baktığınızı görmüyor, işittiğinizi duymuyor, tattığınızı fark etmiyor, düşündüğünüzü anlamıyorsanız?

    dinleri, felsefeleri, ideolojileri günümüze taşıyan, kendi tarihlerine getirdikleri çözümler değil, her devre hitap eden temel düşünceler içermesidir. anlatılan hepimizin hayatıdır, hepimizin cenneti, hepimizin cehennemi, hepimizin arafıdır. dünya tarihini şekillendirmiş, evrensel değerlere katkı sağlamış devasa bir mirastır bu.

    bırakın isteyen istediğine inansın size ne? isteyen istediğine inanmasın yine size ne?

    dindar dostum, bir dinsizi dine katıp kurtaracağını mı sanıyorsun? ya daha sen kurtulamamışsan?

    dinsiz dostum, bir dindarı dinden çıkarıp cehaletten kurtaracağını mı sanıyorsun? ya daha sen cehaletini yenememişsen?

    "hadi ateistler bunu açıklayın? = hadi dindarlar, bu ayeti açıklayın?" goygoyuyla zihnimizi uyuşup, zaman kaybedeceğimize, niye şu ana dönmüyoruz?

    isteyen istediğine inansın/inanmasın. asıl mesele o inancın ya da inançsızlığın, güncel olaylara etkisidir. kendimizi nasıl isimlendirdiğimizin, sayıca bir grup olarak ( dindar ya da ateist) artmamızın, azalmamızın hiç bir önemi yok. tek önemli olan davranışlarımızdır.

  • türkiye'de genç olmak

    bugün sanki daha önce hiç yüzümde acısını hissetmemişim gibi yeniden farkettiğim bazı şeyler oldu.
    1- sabah evden ekmek almaya çıktım, o da ne! yaklaşık 7 yıldır bindiğim külüstür bisiklet. ilk bisikletimdir kendisi, malum acemiliği üzerinde atınca tuzlanıp dolaba konmuş salata gibi salıverdi kendini. bugün algılarım daha bir açıktı sanki, hiç yapmamışım gibi bu bisikleti elimden alınacaklar listesine şans eseri eklenmemiş bir lütuf olarak yorumladım.

    2- yol boyunca gördüğüm çocuklar, sanki hepsi tepesinden siyah dumanlar yükselen klasik bir ortadoğu portresinden fırlamış gibiydiler. gelir seviyesi düşük bir semtte de oturmuyorum hani. yok aga, bu işte bir terslik var. benim bildiğim çocuklar harap şehirlerin sokaklarında da olsalar, bombaların sağanağına da maruz kalsalar gözlerine dünyanın tüm tebessümünü hapseder ve ellerindeki imkanlarla dünyanın en eğlenceli oyunlarını oynarlardı. ama bugün gördüklerim bir mağrur, sanki 6'lı yaşlardaki bedenlerine 60'lar kaçmış.

    3- markete girdim. ipini koparan markete gelmiş. çoluklu çocuklu tam bir cümbüş. en sevdiğim şeylerden birini yapmanın tam fırsatı! kalabalığa karış ve insanları iyice gözlemle. birisi makarna alacak, bütün fiyatlara baktı ve -yüksek ihtimalle- makarna çeşidine bakmadan en ucuzu hangisiyse onu aldı. başka birisi, yanında tahmini 3 yaşında bir çocuk. zamanında markette çalıştım, genellikle bu yaşlarda çocuklar marketten eli boş çıkartılamaz. bu sefer de aynısı oldu. çocuk gitti yumurta çikolatalardan birini kaptı. anladığım genellikle kasanın yanına konuluyor çocukların dikkatini çeksin diye. babası çikolatayı bıraktırmaya çalıştıkça çocuk daha da diretiyor. genellikle tatlı dille çocuk kandırılmaya çalışılır ve öyle bıraktırılır, ama adam utanmasa çocuğu dövecek. zar zor bıraktırdı çocuğa yumurtayı. başka garip durum, o kalabalığın içerisinde kimsenin gözlerinde bir ışık yok. sanki hepsi azraile kırgın.

    4- eve dönüyorum, ama kafamda milyon tane şey dönüyor. girdim içeri, kahvaltımı yapıp bilgisayarın başına geçtim. kendi çapımda yazılım öğreniyorum, üniversitesine gitmiyorum. içimde akademiye karşı bir antipati. bilgisayar 10 yıl önce aldığımız klasik ev tipi bilgisayar. 5 tane chrome sekmesini yan yana açıp ekranın diğer yarısında vs code'u açınca bilgisayar donmasın mı!

    türkiye'de genç olmak böyle bir şey işte. 19 yaşındayım, sanki birileri sahip olmam gerekenleri, şuanda yaşıyor olmam gereken hayatı almış gibi hissediyorum. kızgınım birçoklarına. en çok aileme, "çocuğunuz çok zeki. geleceği çok parlak." diyen ilkokul öğretmenlerimin, "varlığıyla yokluğu bir. kendi ödevlerini kendisi yapabiliyor, arkadaşlarının da sorularını çözüyor" diyen etüt hocalarımın dediklerine karşılık yıllarımı imam hatipte kaybettirdikleri için. yıllarca adamakıllı okuma yazma bilmeyen onlarca kişinin arasında matematik yapabilen, kitap okuyabilen "üst-insan"(!) olarak öğrenim gördüm, veya süründüm de denebilir.
    ülkeme kızgınım, hayatta iken sürünüyoruz, emirleriyle öldüğümüz zaman da "vatan borcu" ödemiş oluyoruz. herhangi bir hobimiz olamıyor. "ayağımı yerden kessin yeter"lik bir aracımız, "işimi görsün yeter"lik bir bilgisayarımız, "karnımız doysun yeter"lik bir işimiz ve daha niceleri çok bize. bizler bu sistemin seks işçileriyiz sanki. değer verilmeyen, insan yerine konmayan, başına bin türlü iş getirilen. 19 yıldır benden hızlı büyüyen öfkem artık beni büyütür oldu...

  • Daha önce hiç görseli olmamış...