• mehmet akif ersoy

    vatan şairi. istiklal marşımızın yazarı.

  • mehmet âkif ersoy, türk şair, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, kur'an mütercimi ve siyasetçi. mehmet âkif ersoy, türkiye cumhuriyeti'nin ve kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan i̇stiklâl marşı'nın yazarıdır. "vatan şairi" ve "millî şair" unvanları ile anılır. (wikipediadan alıntıdır)

  • mehmet akif ersoy

    mehmet akif ersoy, 20 aralık 1873te istanbulda doğdu. babası fatih medresesi müderrislerinden mehmet tahir efendi, osmanlı devletine bağlı arnavutlukun ipek kazasına bağlı şuşise köyünden istanbula gelmiş, annesi emine cemile hanım ise buharalı mehmet efendinin kızı olarak samsunda doğmuştu. mehmet tahir efendi, ona ebced hesabıyla doğduğu yıl olan 1290a karşılık gelen rağıf ismini vermişse de çevresi tarafından akif olarak çağırıldı. akif dışında bir de nuriye adında bir kızları bulunuyordu.

    mehmet akif, istanbulda fatihin sarıgüzel semtinin nasuh mahallesinde doğdu. çocukluğu osmanlı devletinin hasta adam olarak nitelendirildiği döneme denk geldi. 1878 yılında, akif 4 yaşındayken fatihde emir buhari mahalle mektebine başladı. burada iki yıl eğitim gördükten sonra fatih ibtidaisine geçti. aynı yıl babası ona arapça dersleri vermeye başladı.

    babasının yazın emin paşanın çocuklarına ders vermesi sebebiyle emin paşanın çocukları ile arkadaşlık kurdu. mehmet akif, 1882 yılında ilköğretimini tamamlayarak fatih merkez rüştiyesine başladı. ayrıca fatih camiinde esad dedenin iran edebiyatı derslerine katılıyordu. lise eğitiminde mülkiyenin idadi bölümünde başladıktan sonra yüksek kısmına geçti. kısa bir süre sonra evlerinin yanması ve babasının vefatı sebebiyle okula devam edemeyip sivil veterinerlik okulu olan baytar mektebine geçti. şiirle ilgisi bu dönemde başlayan mehmet akif, ilk şiirlerini bu dönemde yazmaya başladı.


    22 aralık 1893 tarihinde birincilik ile mezun olmasından sonra orman ve maadin ve ziraat nezarebaytar müfettiş muavini olarak tayin edildi. 1895 yılında ilk eseri olan 7 beyitlik gazeli kurana hitab, servet-i fünun gazetesinde yayınlandı. 4 yıl boyunca rumeli, anadolu ve arabistanda görev yaptı. bu seyahatler mehmet akifin düşünce ve yazın hayatını çok etkiledi.

    1 eylül 1898de 25 yaşında iken tophane-i amire veznedarı mehmet emin beyin kızı ismet hanım ile evlendi. aynı yıllarda maarif dergisinde ve resimli gazetede şiir yazıları ve arapça, farsça ve fransızcadan yaptığı çevrilen yayınlandı. 1906 yılında halkalı ziraat mektebine kitabet-i resmiye muallimi ve 1907de çiftlik makinist okuluna türkçe öğretmeni olarak atandı. ardından bir yıl sonra ıı. meşrutiyetin ilan edildiği dönem istanbulda umur-i baytariye dairesi müdür muavinliği ne getirildi. 1908-1910 yılları arasında sıratı müstakim dergisinde yazdığı dönem en ünlü şiirleri küfe ve seyfi baba yayınlandı.

    kısa bir süre sonra darülfünun edebiyat-ı umumiye müderrisliğine tayin edilen mehmet akif, uzun süre bu kadroda kaldı. 1913te ittihat ve terakki cemiyetine girdi. ı. dünya savaşı sırasında bu cemiyete bağlı bir örgüt olan teşkilat-ı mahsusa aracılığıyla almanyadaki müslüman tutsakların durumunu incelemek üzere berline gönderildi. ardından arabistan ve lübnana gitmiş ve burada batı-doğu ayrımına şahit oldu. istanbula döndükten sonra darül-hikmet-i islamiyenin başkatipliğine atandı. miili mütareke döneminde kurtuluş hareketine destek verdi. balıkesirde yaptığı konuşmadan dolayı istanbuldaki görevinden alındı. ankara hükümetinin kurulmasından sonra burdur milletvekili olarak meclise girdi.


    istiklal marşının kabulü
    o sırada maarif vekili hamdullah suphinin desteği ile istiklal marşı için açılan yarışmaya giren mehmet akif ersoy, 724 şiir arasından yarışmayı kazandı. 18 mart 1921de kabul edilen şiir, 1924 yılında osman zeki üngör tarafından bestelenerek türkiye cumhuriyetinin milli marşı olarak ilan edildi. mehmet akif ersoy yarışmadan kazandığı 500 lirayı kabul etmeyerek türk ordusuna armağan etti.


    sakarya zaferinden sonra istanbula geldi ancak islami uyanışçı düşünürlerden olan mehmet akif ersoy, cumhuriyetin laik düzeninin oturması sebebiyle mısıra gitti. 1936 yılına kadar mısırda türk dili ve edebiyatı dersleri verdi. siroza yakalanması üzerine 1935te lübnana, 1936da antakyaya gitti. hastalığının ilerlemesi üzerine ülkesine döndü ve 27 aralık 1936da istanbulda vefat etti. mezarı edirnekapı şehitliğinde bulunmaktadır.

    mehmet akif ersoyun en önemli eseri olan safahat, 7 kitabtan oluşmaktadır. 1911 yılında yazdığı birinci bölümde osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini; 1912 yılında yazdığı süleymaniye kürsüsünde adlı ikinci kitapta, osmanlı aydınlarını işlemiştir. 1913de safahatın üçüncü bölümü olan halkın seslerini ve 1914 yılında dördüncü bölüm fatih kürsüsündeyi yazdı. ardından 1917 tarihli hatıralar ve ı. dünya savaşı hakkında görüşlerinin yer aldığı 1924 tarihli asımı yazdı. son ve 7. bölüm olan gölgeleri 1933 yılında yazdı. şiirlerinin toplu olarak yer aldığı 7 kitaplık eserine istiklal marşını koymayarak bu eserini türk milletine armağan etmişti.

    başlangıcı 1911 olan safahat, 1933 yılında tamamlandı. özmer ziya doğrul, mehmet akif ersoyun kitaplarına almadığı şiirlerini de ekleyerek eseri, 1943 yılında tekrar yayımladı. ardından 1987 yılında m. ertuğrul düzdağ, eseri önceki baskıları arasındaki farkı gösteren yeni bir basımını yaptı. kurandan ayet ve hadisler ve mehmet akif ersoyun makaleleri adlı çalışmaları da ölümünden sonra yayımlanmıştır.

    eserleri
    şairin safahat adı altında toplanan şiirleri 8 kitaptan oluşmuştur. şair, istiklâl marşını safahata koymamıştır. nedenini ise şöyle açıklar: çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm.

    safahat (1911) 44 manzume içerir. siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden bahsedilir.

    süleymaniye kürsüsünde (1912) süleymaniye camisine giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde seyyah abdürreşit ibrahimin konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder.

    hakkın sesleri (1913) topluma islami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir.

    fatih kürsüsünde (1914) fatih camisine giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam eder.

    hatıralar (1917) âkifin gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında allaha yakarışını içerir.

    asım (1924) hocazade ile köse imam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir.

    gölgeler (1933) 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. her biri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır.

    safahat (toplu basım) (ilki 1943) 6 safahatını bir araya getirir.

    alıntıdır*
    --edit--
    yavuz bülent bakiler mehmet akif ersoy'u anlatıyor. bütün arkadaşların izlemesini tavsiye ederim
    y. b. bakiler - mehmet akif ersoy

  • türk şair yazar türkiye cumhuriyetinin istiklal marşının yazarı.

  • ilkokul ve ortaokulu bitirdiğim okuldur (bkz: örnek öğrenci)

  • lise yıllarımdı, edebiyat öğretmenimiz okumamız için her birimize birer şiir vermişti. bunlar üzerinden not verecekti, kaçış yoktu yani. anlayamıyordum, hemen her kesin şiiri epik, lirik türde, benimki ise daha sert ve zordu. daha ne yapmalı, nasıl yapmali derken ezberledim şiiri. okuma günü geldi çattı, ben artık şiirime o kadar çok baglandım ki size anlatamam. o kadar ki şiirimle gurur duyuyordum. edebiyat öğretmenimiz en çok benim sesimi ve şiirimi beğendi ,ben yine gururlandım. evet, şiir mehmet akif ersoy'a aitti. ışte bireysel çabalarımla tanıdığım bu güzel insanı unutmadım. şiir (bkz: atiyi karanlık görerek maziyi bırakmak)

  • istiklal marşı'nın yazarı olan mehmet akif ersoy'un cenazesine devlet erkanından kimse katılmamıştır

  • bana mücadele arzusunu aşılayan yazarlardandır. mücadele denildiği zaman istiklal şairinin ''atiyi karanlık görerek azmi bırakmak'' şiiri aklıma gelir. muazzam bir şiir olup her dizesinde yeniden dirilirim. mücadele etmediğimizde başımıza geleceklerin bedeline razı değilsek arzumuzun dinmeyeceğinin kanaatindeyim. her ne kadar bu ülke tiktok hesabı gibi yönetilse de...umut etmek ve o umut için yol almaktır esas olan. her ne için mücale edersek edelim eğer ona inanıyorsak...başarırız.

    âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
    alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
    dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
    imânı olan kimse gebermez bu ölümle:
    ey dipdiri meyyit, 'iki el bir baş içindir.'
    davransana... eller de senin, baş da senindir!
    his yok, hareket yok, acı yok... leş mi kesildin?
    hayret veriyorsun bana... sen böyle değildin.
    kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
    kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
    ...

  • vatansever

  • istiklal marşımızın yazarıdır.

  • merhumun yazarlığı şairliği insanlığı malumdur. benim en çok hoşuma ve öğrenince şaşırdığım husus merhumun neyzen tevfik le olan arkadaşlığı, dostluğudur . neyzen abdülhamid karşıtı şiirden dolayı yurtdışına kaçar . tahran'a mehmet akif' in yanına gider orada kalır .ondan arapça dersleri alır.

  • toprakta gezen gölgeme toprak çekilince
    günler, bu heyulayı da er geç silecektir
    rahmetle anılmaktır amma ebediyet
    sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecektir

    demiş bir şiirinde büyük adam. ruhu şâd olsun.

  • istiklal marşımızın yanı sıra
    yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor;
    bir hilâl uğruna, yâ rab, ne güneşler batıyor!
    ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    gibi sık sık kullandığımız şiirleri olan istiklal şairimizdir.

  • "hangi müşkildir ki himmet olsun, asan olmasın?
    hangi dehşettir ki insandan hirasan olmasın?"
    - mehmet akif ersoy

  • istiklal marşımızın yazarı dır
    allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın diyen güzel insandır. kendisini saygı ve rahmetle yâd ediyoruz
    allah kendisinden razı olsun

  • istiklâl marşı yazarıdır aynı zamanda veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, kur'an mütercimi ve siyasetçiklikte yapmıştır. gerçek bir vatanseverdir.

  • istiklal marşımızı her okuduğumda kendisine tekrar hayran olduğum şairimiz.. safahat adlı şiirlerinin toplandığı kitabı da okumuştum ve herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
    çanakkale şehitlerine şiiri de mükemmeldir.

  • ölmeden önce bir parça kağıda yazdığı son dörtlüğü;
    hepsi gitmiş, hani yoldaşlarının hiç biri yok
    sen mi kaldın yalnız, kafileden böyle uzak
    postu sermekse meramın yola, serdirmezler
    hadi, gölgene beraber silinip gitmene bak