• çocuklukta unutulmayanlar

    insanların çocukluklarında unutamadıkları çok olay vardır. bir çocuğun o zamanlarda neler yaşadığı bile büyüdüğü zaman hayatını etkiler. hatta bu yüzden uzman desteği bile gerekebilir. toplumumuzun bu şekilde, bu yönde bile cahil bırakılması, genel olarak (istisnalar dışında.) ailelerin çocuklarını doğru şekilde yetiştirememeleri kötü. umarım gençliğin bilinci bu konuda çok daha yüksek olur. yaşım geçtikçe gördüm ki bayağı bir baskı altında yetiştirilmişim. bir insanın baskı altında yetişmesi onu pasif hale getiriyor. özellikle hatırlarım hep saçma sapan hatalarım bulunup, gereksiz şekilde yüzüme söylenirdi. yalnız bu olaylara eğer uyandıysanız, bir süre sonra artık kimseden bir şey beklemiyorsunuz. kendinizi yetiştirmeye bakıyorsunuz. (bu arada bayağı bir sosyal ortamlara girmeye başlamıştım. kendimi geliştirmek için attığım her adım mutluluk veriyor.)

  • yıllar öncesiydi... sanırım 20 yıl kadar önceydi. arkadaşlarla kendi aramızda toplanıp oyun oynuyorduk. oyun şöyle; grup halinde dağılıp saklanıyorduk elimizdeki boncuklu tabancalarla. yakalanmamak ve yakalarsak da düşman gruptakilere sıkmaya çalışıp vurulanı eleyip kazanmaya dayalı bir takım oyunu. ya işte birbirimizi vurmaya çalışıyorduk grup halinde! neyini açıklıyorum :)
    neyse; asıl olay bu değil, bizim üçlü yer bulmaya çalışıyorduk.(hikaye enteresan olduğu için isim vermek istemiyorum) biri yol üstünde bir yer seçip direkt bizden ayrıldı. iki kişi kaldık devam ediyoruz. güzel bir yer bulamadık ve yavaştan tırsmaya başladık geç mi kaldık diye. baskın da yapamıyoruz, sokağa hakimiz de saklanacak çok yer var. öyle olunca pusu yemeyelim diye yer aramaya devam ediyorduk. arkadaş aniden daha önce bina yıkılan bir yere gitmek ve benim de oraya gelmemi istedi. gittik... arkadaş bana daha sonrasında önünde durmamı ve kendisine siper olmamı istedi. ilginç... kafam karışıktı. yer güzel değil, neredeyse açık arazi sadece bir köşesi kapalıydı. diğer yandan ben niye önünde duruyorum ki? anlamadım ama dediğini yaptım. bana ayrıca sakın arkanı dönme diye de uyardı. hayda... iyi onu da yaptım. onun önünde dururken çömeldi ve... af edersiniz büyük hacetini gideriyordu. oha! ben şok oldum! bir yandan arada dönüp bakıyordum ki gıcıklık olsun diye. :) ama her bakmamda bana fena kızıyordu. hayır evi de çok uzak değil, koşsa 5 dakika sürmez. neyse, işini bitirdi ama ben hâlâ hayret ediyordum. peçete vs. bir şey de kullanmadı, öylece devam etti hiç çekinmeden. vay be... sonrası pek aklımda yok. oyun nasıl bitti hatırlayamadım şimdi. galiba kimse birbirini bulamadığı için o gün oyun bozulmuştu ama emin değilim.

    yine gece gece anı anlattım baksana. hiç unutamam, bazen sıkıştıkça aklıma gelir... :d